Devre Mülk Dolandırıcılığı Nedir ve Mağdurları Ne Yapmalıdır?

Devre mülk dolandırıcılığı, özellikle “bedava tatil kazandınız”, “bedava gezi kazandınız” gibi özendirici yöntemler ile tüketicilerin belli yerlere davet edilerek iradelerinin sakatlanılması sonucu sözleşmeleri imzalamaları şeklinde ortaya çıkmaktadır. Tüketiciler, sözleşmeyi imzalamaları ile ya sözleşme bedelini peşin olarak ödemektedirler ya da senet ve benzeri belge vermektedirler. Genellikle, bu sözleşmeler ile satılan hisseli gayrimenkullerin inşaatlarının bitmemesi nedeniyle devre mülkler kullanılamamaktadır ancak  sözleşme bedelinin yanı sıra senelik aidatları da tüketiciden sözleşme gereğince istenmektedir. Ya da inşaatları bitmiş olan devre mülkler için düzenlenerek tüketicilere teslim edilen tapuların devre mülk tapusu değil, kat irtifakı tapusu olduğu görülmektedir.

Uygulamada, tüketicilere imzalatılan bu sözleşmeler çoğu zaman kanunda öngörülen şekil şartlarını taşımamaktadır ve adi yazılı olarak düzenlenmektedir. Bu husus da tek başına sözleşmenin geçersizliğini gerektiren bir sebeptir. Bununla birlikte, satıcılar söz konusu kanundan ve yönetmelikten doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek tüketiciyi bilgilendirmemektedir. Özendirici yöntemler kullanılarak belli yerlere davet edilen tüketicilere bu davetin içeriğinden ve amacından bahsedilmemektedir. Satıcılar tarafından cayma hakkı süresi dolmadan tüketiciden ödeme alınmaktadır veya kendilerini borç altına sokan belgeler imzalatılmaktadır. Tüm bu hususlar, kanuna ve yönetmeliğe aykırılık teşkil eden hususlardır.

 

Cayma Hakkı Nasıl Kullanılır?

Devre mülk ve devre tatil sözleşmelerine ilişkin esaslar hem Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da hem de Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nde yer almaktadır. Tüketiciler, hiçbir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmenin tanzim tarihinden itibaren 14 gün içinde cayma hakkını kullanabilir. Ancak bu sürenin başlangıcı tüketicinin lehine olmak üzere bazı durumlarda gecikebilir. Bunlar tüketicinin hiç ya da gereği gibi bilgilendirilmemesi halleridir.  Satıcılar tarafından ön bilgilendirme formunun ve cayma formunun verilmemesi bu hallerdendir. Bu süre her halde cayma hakkının bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer.

Ayni hakka dayanan satışlarda tüketici tarafından cayma hakkının noter aracılığıyla kullanılması gerekmektedir. Tüketici tarafından cayma hakkının kullanılması durumunda satıcı, cayma hakkına ilişkin bildirimin kendisine ulaşmasından itibaren 14 gün içinde peşin yapılan ödemeleri veya tüketiciyi borç altına sokan belgeleri iade etmek zorundadır.

Yukarıda da bahsedildiği gibi, ayni hak devrini öngören sözleşmelerin adi yazılı şekle tabi olarak yapılması geçersiz olduğundan kanunda öngörülen cayma hakkı süresi geçmiş dahi olsa sözleşmenin iptaline ilişkin dava ikame edilebilir.

Sözleşmenin ön ödemeli olması halinde ise devre mülkün devir veya teslim tarihine kadar tüketici tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin sözleşmeden dönülebilmektedir. Bu halde, satıcı tarafından sözleşme bedelinin %2’sine kadar kısmı istenebilir. Ancak yine, satıcı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda tüketiciden herhangi bir bedel talep edilemez. Sözleşmeden dönüldüğüne ilişkin bildirimin satıcıya ulaşmasından sonra 90 gün içinde tüketici borç altına sokan her türlü belge geri verilir ve tüketiciye iade edilmesi gereken tutar ödenir.

Yargıtay tarafından tüketicilerin yaşadığı mağduriyet göz önüne alınarak hiç yararlanılmamış devre mülkler bakımından cayma hakkının askıda olduğu ve tüketici tarafından bu hak kullanılarak sözleşmeden dönülebileceği kabul edilmektedir.

İlgili Yazılar

16

Ara
Tüketici Hukuku

Tüketici Hakem Heyeti Başvurularında 2023 Yılı İçin Parasal Sınır Belli Oldu

16 Aralık 2022 tarihli ve 32045 sayılı Resmi Gazete’de “6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68 İnci Ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin 6 Ncı Maddelerinde Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğ” yayınlandı. 24/11/2022 tarihli ve 32023 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 542)’nde 2022 yılı için yeniden değerleme oranının %122,93 oranında […]

15

Nis
Anayasa Hukuku, Anayasa Mahkemesi, Ticaret Hukuku

YİBBGK, Kooperariflerin Tacir Sayılacağına İlişkin Karar Verdi

1 Nisan 2022 tarihli ve 31796 sayılı Resmi Gazete’de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 2020/2 Esas ve 2021/3 Karar sayılı kararı yayınlandı. Büyük Genel Kurul kooperatif/yapı kooperatiflerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir/ticaret şirketi sayılıp sayılamayacağı hususunu karara bağladı. Kooperatiflerin nitelikleri itibariyle ticaret şirketi ve bir ticareti işletmenin işletilmesi kriterinden bağımsız olarak tacir oldukları; ticaret[…]