AYM; FETÖ/PDY Üyeliği Nedeniyle Tutuklamalara İhlal Kararı Verdi

11 Eylül 2019 tarihli ve 30885 sayılı Resmi Gazete’de Anayasa Mahkemesi’nin 3/7/2019 tarihli Mustafa Akay ve E.A. kararları ile 17/7/2019 tarihli Ali Aktaş ve Bekir Mustafa Yılmaz kararları yayınlandı.

FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan tutuklanan ve tutuklamaların hukuki olmadığı gerekçesiyle kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiği iddia eden başvurucuların Anayasa’nın 19. maddesindeki haklarının ihlal edildiğine ilişkin değerlendirme yapıldı.

Anayasa Mahkemesi tarafından başvurular iki aşamada incelendi. İlk aşamada, öncelikle başvurucuların tutuklanmalarının kanuni dayanağı olup olmadığı hususu değerlendirildi. FETÖ/PDY üyesi olma suçundan 5271 sayılı CMK’nın 100. maddesi uyarınca tutuklanmaları nedeniyle başvurucuların tutuklanmalarının kanuni dayanağı bulunduğu tespit edildi. İkinci olarak tutuklamanın ön şartı niteliğindeki “suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti”nin bulunup bulunmadığı incelendi ve her bir başvurucu açısından tutuklama kararı ve soruşturma belgelerinde yer alan tespit ve değerlendirmeler kapsamında suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin kovuşturma evresinde dahi mahkemeler tarafından ortaya konulamadığına karar verildi. Varılan bu sonuçlar nedeniyle tutuklama nedenlerinin olup olmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerin yapılmasına gerek görülmedi.

Suç işlendiğine dair kuvvetli belirtiler ortaya konulmaksızın tutuklama tedbirinin uygulanması nedeniyle olağan dönemde Anayasa 19/3’e aykırı davranıldığına ilişkin karar verildi. İkinci aşamada ise tedbirin olağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması ve durdurulması rejimini düzenleyen Anayasa’nın 15. maddesi çerçevesinde meşru olup olmadığı incelendi.

Anayasa Mahkemesi; Erdem Gül ve Can Dündar kararına atıf yaparak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının devletin bireylerin özgürlüğüne keyfi olarak müdahale etmemesini güvence altına alan temel bir hak olduğunu vurguladı. Kişilerin keyfi olarak özgürlüklerinden yoksun bırakılmamalarının hukukun üstünlüğü ile bağlı olan tüm siyasi sistemlerin merkezinde yer alan en önemli güvenceler arasında olduğu ve bireylerin özgürlüklerine müdahalenin keyfi olmamasının olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde de uygulanması gereken temel bir güvence olduğu belirtildi.

Soruşturma makamlarının suç işlendiğine dair belirtileri somut olgularla ortaya koymaksızın başvurucular hakkında tutuklama tedbirine başvurmalarının olağanüstü hal döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının durdurulması ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa m. 15’in başvurucuların kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik Anayasa m. 19/3’te belirtilen güvencelere aykırı müdahaleleri meşru kılmadığına karar verildi.

Kişi hürriyeti ve güvenliği haklarına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek manevi zararların karşılığında başvuruculardan Mustafa Açay ve E.A.’ya 27.500-TL, Ali Aktaş’a 2o.000-TL ve Bekir Mustafa Yılmaz’a 25.000-TL manevi tazminat verilmesine hükmedildi.

Kararların tamamı 11 Eylül 2019 tarihli Resmi Gazete’den ulaşılabilir.

İlgili Yazılar

30

Nis
İcra ve İflas Hukuku, Ticaret Hukuku

Çeklerin İbraz Süreleri ve Kambiyo Takipleri Hakkında Geçici Düzenleme Yapıldı

7318 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 30 Nisan 2021 tarihli ve 31470 sayılı Resmi Gazete’de yayınlandı. Kanunun 15. maddesi ile 25.03.2020 tarihli ve 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a Geçici Madde 3 eklenmiştir. Covid-19 pandemisi nedeniyle uygulanan kısıtlamalar hak kayıplarının önlenmesi için düzenlenen geçici maddenin detayları ise şu şekilde: İbraz […]

25

Nis
Medeni Usul Hukuku, Tebligat Hukuku

YİBBGK, Mernis Adresine Doğrudan Tebligat Çıkartılmasının Yeterli Olduğuna Karar Verdi

20 Nisan 2021 tarihli ve 31460 sayılı Resmi Gazete’de 2019/2 Esas, 2020/3 Karar ve 20.11.2020 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu yayınlandı. Muhatabın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim  teri adresinin bu adresten farklı olması halinde; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine “Mernis adresi” şerhi verilerek Tebligat Kanunu’nun 21/2.[…]