Anayasa Mahkemesi, İş Kanunu m. 34’teki “Mevduata Uygulanan En Yüksek” İbaresinin Anayasa’ya Aykırı Olmadığına Karar Verdi

16 Ekim 2018 tarihli ve 30567 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2018/68 esas, 2018/87 karar ve 11/7/2018 tarihli kararı ile Anayasa Mahkemesi; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “…mevduata uygulanan en yüksek…” ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı olmadığına karar verdi.

İş Kanun’un itiraz konusu ibareyi 34. maddesi şu şekilde: 

“Ücretin gününde ödenmemesi 

Madde 34- Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.

Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.”

Anayasa Mahkemesi; itiraz konusu kuralın işçi ve işveren arasındaki hizmet sözleşmesinden doğan ücret borcunun gününde ödenmemesi halinde piyasa koşullarında mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasını öngörmek suretiyle işçinin korunmasını, dolayısıyla kamu yararını amaçladığını ve böylelikle gününde ödenmeyen ücret alacağının değişkenlik gösteren piyasa koşulları karşısında değerinin korunmasını hedeflediği değerlendirmesini yapmıştır.

İşçi alacakları yönünden mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanacağını düzenleyen Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin 3095 sayılı Kanun’da sabit bir oran belirlendiği, bu orandan belirli sınırlar dahilinde Cumhurbaşkanı tarafından değişiklik yapılabilmesine imkan tanındığı, dava konusu kuralın ilgili kanunda belirtilen faiz oranı ile kıyaslandığında işçinin ücret alacaklarının ödenmesi aşamasında değişen piyasa koşullarına uyum sağlanabilmesi imkanı olduğu ve genel olarak işçi yönünden daha güvenceli koruma öngörüldüğü gerekçesiyle düzenleme yapılmasının kanun koyucunun takdirinde olduğuna, bu yönüyle kuralın adalet ve hakkaniyete ters düşen yönünün bulunmadığına ve Anayasa’nın 2. maddesini ihlal edilmediğine dair karar verilmiştir.

Dava konusu kural ile 36. madde hükmünün alakalı olmaması nedeniyle adil yargılama hakkına ilişkin inceleme yapılmamıştır.

Kararın tam metnine ise şuradan ulaşılabilir: https://www.emsal.co/ictihatlar/mevduata-uygulanan-en-yuksek-ifadesinin-iptali-istemi/

İlgili Yazılar

16

Ara
Tüketici Hukuku

Tüketici Hakem Heyeti Başvurularında 2023 Yılı İçin Parasal Sınır Belli Oldu

16 Aralık 2022 tarihli ve 32045 sayılı Resmi Gazete’de “6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68 İnci Ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin 6 Ncı Maddelerinde Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğ” yayınlandı. 24/11/2022 tarihli ve 32023 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 542)’nde 2022 yılı için yeniden değerleme oranının %122,93 oranında […]

15

Nis
Anayasa Hukuku, Anayasa Mahkemesi, Ticaret Hukuku

YİBBGK, Kooperariflerin Tacir Sayılacağına İlişkin Karar Verdi

1 Nisan 2022 tarihli ve 31796 sayılı Resmi Gazete’de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 2020/2 Esas ve 2021/3 Karar sayılı kararı yayınlandı. Büyük Genel Kurul kooperatif/yapı kooperatiflerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir/ticaret şirketi sayılıp sayılamayacağı hususunu karara bağladı. Kooperatiflerin nitelikleri itibariyle ticaret şirketi ve bir ticareti işletmenin işletilmesi kriterinden bağımsız olarak tacir oldukları; ticaret[…]