7251 Sayılı Kanun ile HMK’da, TTK’da ve TKHK’da Değişiklikler Yapıldı

Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında 7251 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanun ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu başta olmak üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve diğer kanunlarda önemli değişiklikler gerçekleştirildi.

 

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’da Yapılan Önemli Değişiklikler: 

– Kanunun 1. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler“ başlıklı 20 maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20 nci maddesinin birinci fıkrasına “taraflardan birinin,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden,” ibaresi eklenmiş, fıkrada yer alan “, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına” ibaresi “dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen” şeklinde değiştirilmiştir.”

Anayasa Mahkemesi, 2015/96 Esas, 2016/9 Karar ve 10/02/2016 tarihinde vermiş olduğu kararla ilk derece mahkemelerinin kesin nitelikteki kararlarının taraflara tebliğ edilmeden 2 haftalık hak düşürücü sürenin başlatılmasını hak arama hürriyetine aykırı bularak iptal etmişti. Bu doğrultuda yapılan değişiklikle iptal kararına uygun olarak yeni düzenlemeye gidildi.

Buna göre; görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi halinde, taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, dava açılmamış sayılır ve mahkemece bu konuda resen karar verilir.

Yapılan düzenleme ile tebliğ şartı getirilmesi suretiyle tarafların kesinleşmiş kararı öğrenmelerinin önünün açılması hak kayıplarının önlenmesi sağladı.

 

– Kanunun 2. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Aleniyet ilkesi” başlıklı 28. maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, taraflardan birinin talebi” ibaresi “yahut yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, ilgilinin talebi” şeklinde değiştirilmiştir.”

Buna göre; duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin yahut yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde, ilgilinin talebi üzerine yahut re’sen mahkemece karar verilebilir.

Yapılan düzenleme ile daha önce duruşmaların tamamının veya bir kısmının gizli olarak yapılması sadece genel ahlakın ve kamu güvenliğinin gerektirmesi şartına bağlanmışken yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin kesin olarak gerekli kıldığı hal duruşmaların gizli yapılmasına bir sebep olarak eklendi ve böylece gerek Anayasa Mahkemesi gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına uygun olarak maddenin çerçevesi genişletildi.

 

– Kanunun 3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ret Sebepleri” başlıklı 36. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “etmiş olması.” ibaresi “etmiş olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması.” şeklinde değiştirilmiştir.”

Yapılan düzenleme ile hakimin reddi sebeplerine, bakılan davaya konu uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapılmış olması ret sebebi olarak eklendi.

 

– Kanunun 4. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ret Usulü” başlıklı 38. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin altıncı, yedinci ve dokuzuncu fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.”

Yapılan düzenleme ile ilgili maddenin altıncı fıkrasında yer alan, ret sebebinin sabit olmaması halinde bile mercin bunu muhtemel görmesi halinde ret talebini kabul edebileceği; yedinci fıkrasında yer alan ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamayacağı ve dokuzuncu fıkrasında yer alan hakimin reddi talepleri konusunda verilecek kararlar aleyhine ancak hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabileceği hükümleri yürürlükten kaldırıldı.

 

– Kanunun 5. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ret Talebinin İncelenmesi” başlıklı 42. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

““6100 sayılı Kanunun 42 nci maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.

‘(2) Ret sebebi sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir.

 (3) Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz””

Yapılan düzenleme ile işbu kanunun 4. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 38 maddesinin yürürlükten kaldırılan altıncı ve yedinci fıkrasında yer alan düzenlemeler bu madde altında yeniden aynı şekilde düzenlendi.

 

– Kanunun 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Kesin Süre” başlıklı 94. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

““6100 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.””

Yapılan düzenleme ile mahkeme tayin ettiği sürenin kesin olacağına karar verebilecek, bu durumda tayin edilen kesin süreye konu olan işlem hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklanacak ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçları açıkça tutanağa geçirilerek ihtar edilecek. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilecek ancak verilecek ikinci süre kesin nitelikte olacak ve yeniden süre verilmeyecek.

 

– Kanunun 7. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Belirsiz Alacak ve Tespit Davası” başlıklı 107. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin başlığı “Belirsiz alacak davası” şeklinde ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

“(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.””

Yapılan düzenleme ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107/3’te yer alan “kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” hükmü kaldırıldı ve maddenin başlığı “Belirsiz Alacak Davası” olarak düzenlendi. Belirsiz alacak davası ile ilgili uygulamada karşılaşılan sorunlara yönelik değişiklikler de yapıldı. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda hakim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilecek. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacak.

 

– Kanunun 8. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 116. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.“

Yapılan düzenleme ile iş bölümü itirazı ilk itiraz olmaktan çıkarıldı.

 

– Kanunun 9. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Harç ve Avans Ödenmesi” başlıklı 120. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 120 nci maddesinin başlığı “Harç ve gider avansının ödenmesi” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır.””

Yapılan düzenleme ile Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun 120. maddesinin başlığı “Harç ve gider avansının ödenmesi” biçiminde değiştirildi, davanın açılması sırasında bilirkişi, keşif, tanık gibi hangi delil yollarının kullanılacağı hususunda bir kesinlik söz konusu olmaması halinde gider avansı ile delil avansının peşin olarak tahsil edilmeyeceği düzenlendi. Bu durumun davacı için getireceği mali yükümlülük göz önüne alınarak delil avansının dava açarken mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu kaldırıldı.

 

– Kanunun 10. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Davanın geri alınması” başlıklı 123. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 123 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.””

Yapılan düzenleme ile davacının hüküm kesinleşinceye kadar davalının açık rızası ile davasını geri alması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlendi.

 

– Kanunun 11. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Dava konusunun devri” başlıklı 125. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 125 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinde yer alan “davacı davayı kazanırsa” ibaresi “dava davacı lehine sonuçlanırsa” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.””

Yapılan düzenleme ile dava konusunun devredilmesi durumunda, davanın davacı aleyhine sonuçlanması halinde sadece devralanın değil, devredenin de yargılama giderlerinden devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olacağı hüküm altına alındı.

 

– Kanunun 12. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Cevap dilekçesini verme süresi“ başlıklı 127. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 127 nci maddesinin birinci fıkrasına “başvuran davalıya,” ibaresinden sonra gelmek üzere “cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak,” ibaresi eklenmiştir.”

Yapılan düzenleme ile ek cevap verme süresinin hangi andan itibaren başlayacağı açıklığa kavuşturuldu. Durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin iki haftalık süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkansız olduğu durumlarda bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verilebilecek.

 

– Kanunun 13. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ön inceleme duruşmasına davet” başlıklı 139. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 139 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir:

a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar.

b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları.

c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği.

ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği.””

Yapılan düzenleme ile ön inceleme duruşmasına davet için çıkartılacak davetiyede yazılacak hususlar bentlere ayrılmış ve ayrıca yenilik olarak (ç) bendinde davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği hususu eklendi.

 

– Kanunun 14. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ön inceleme duruşması” başlıklı 140. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “sulhe veya arabuluculuğa” ibaresi “sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatarak sulhe veya arabuluculuğa” şeklinde ve beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(5) 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.””

Yapılan düzenleme ile daha önce ön inceleme duruşmasında hakime, tarafları sulhe ve arabuluculuğa daveti yanında sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatma görevi getirildi. Ayrıca beşinci fıkrada değişikliğe gidilerek 139. maddede belirtilen ihtara rağmen süresinde dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan ve belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verileceği hüküm altına alındı.

 

– Kanunun 15. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.””

Önceki düzenlemeye göre, ön inceleme duruşmasına mazeretsiz katılmayan tarafın yokluğunda bu tarafın muvafakati olmadan iddia ve savunma genişletilebiliyor ve değiştirilebiliyor iken yeni düzenleme ile dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra iddia ve savunmanın genişletilemeyeceği veya değiştirilemeyeceği hüküm altına alındı.

 

– Kanunun 16. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tarafların duruşmaya daveti” başlıklı 147. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 147 nci maddesinin birinci fıkrasına “tahkikat” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve sözlü yargılama” ibaresi ile ikinci fıkrasına “itiraz edemeyecekleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği” ibaresi eklenmiştir.”

Daha önce tahkikat aşaması bittikten sonra sözlü yargılama için başka bir gün tayini gerekli iken yeni düzenleme ile tahkikat duruşması ile birlikte aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçilmesinin önü açıldı ve buna uygun olarak da taraflara tahkikat ve aynı zamanda sözlü yargılama için duruşma davetiyesi gönderileceği hüküm altına alındı.

 

– Kanunun 17. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrası” başlıklı 149. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 149 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası

MADDE 149 – (1) Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebilir.

(2) Mahkeme resen veya taraflardan birinin talebi üzerine; tanığın, bilirkişinin veya uzmanın aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine karar verebilir.

(3) Mahkeme, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerde ilgililerin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine resen karar verebilir.

(4) Mahkeme, fiilî engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına, yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşünü alarak karar verebilir.

(5) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.”

Yapılan düzenleme ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 149. maddesi başlığıyla birlikte değiştirilerek “ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası” başlığıyla düzenlendi. Buna göre; mahkeme taraflardan birinin talebi üzerine, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla talep eden tarafın veya vekilinin bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine; tanığın, bilirkişinin veya uzmanın bulundukları yerden dinlenilmesine karar verebilecek; tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerde ilgililerin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine resen karar verebilecek. Ayrıca mahkeme, fiili engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına, yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşünü alarak karar verebilecek.

 

– Kanunun 18. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Islahın zamanı ve şekli” başlıklı 177. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 177 nci maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.

“(2) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.””

Yapılan düzenleme ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf mahkemesi tarafından kaldırılması veya Yargıtay incelemesi sonucunda bozulması halinde ıslah hakkının kullanılamayacağına ilişkin uygulama sona erdirildi. Yani Yargıtay’ın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilecek. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamayacak.

 

– Kanunun 20. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Sözlü yargılama” başlıklı 186. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 186 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“(1) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez.”

Yapılan düzenleme ile tahkikat duruşmasının sonunda sözlü yargılama aşamasına geçilmesi kural haline getirildi. Mahkeme, tahkikatın bittiğini bildirdikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçecek ve taraflardan birinin talep etmesi durumunda duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenebilecek.

 

– Kanunun 21. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İmza atamayanların durumu” başlıklı 206. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 206 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İmza” ibaresi “Okuma ve yazma bilmediği için imza” şeklinde değiştirilmiş, maddeye birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş ve mevcut üçüncü fıkrasına “noterlerce” ibaresinden sonra gelmek üzere “onaylanacak veya” ibaresi eklenmiştir.

“(2) Okuma ve yazma bildiği hâlde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından onaylanmasına veya düzenlenmesine bağlıdır.””

Önceden mühür ya da bir alet ya da parmak izi  kullanmak suretiyle yapılacak hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliği taşıyabilmesi için okuma yazma bilmeyenler açısından noter tarafından düzenlenme şartı aranır iken yeni düzenleme ile okuma yazma bilen ancak imza atamayanlar bakımından da noter tarafından onaylanma veya düzenlenme şartı getirildi.

 

– Kanunun 23. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 206. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.””

Eski düzenlemede diğer tarafın ticari defterlerinde ilgili hususta bir kayıt yer almaması durumunda ibraz eden tarafın ticari defterlerindeki kayıtlar sahibi lehine delil teşkil etmekte iken yeni düzenlemede diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacak.

 

– Kanunun 24. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 281 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.””

Yapılan düzenleme ile bilirkişi raporuna karşı itirazların hazırlanmasının çok zor veya imkansız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi halinde taraflara sürenin bitiminden itibaren, işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilecek.

 

– Kanunun 27. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 305. maddesinden sonra gelmek üzere 305/A numarası ile “Hükmün tamamlanması” başlıklı yeni bir madde ihdas edildi. Yeni madde şu şekilde:

“Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.”

Getirilen bu yeni düzenleme ile taraflardan her biri, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilecek ve bu karara karşı kanun yoluna başvurabilecek.

 

– Kanunun 38. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Karar ve tebliği” başlıklı 359. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 359 uncu maddesine ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş, diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiş ve mevcut üçüncü fıkrasına “bölge adliye mahkemesi tarafından” ibaresinden sonra gelmek üzere “resen” ibaresi eklenmiştir.

“(3) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.””

Yapılan düzenleme ile bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararların re’sen tebliğ edileceği hüküm altına alındı.

 

– Kanunun 39. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Temyiz edilemeyen kararlar” başlıklı 362. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine “temyiz edilebilen alacak davaları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile kira ilişkisinden doğan diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olanlar” ibaresi eklenmiş, (c)  bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.

“c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar.””

“g) 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar.”

Yapılan düzenleme ile bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilemeyen kararları; davaya bakması yasak olan hakimin karar vermiş olması, ileri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hakimin davaya bakmış olması, mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış olması, diğer dava şartlarına aykırılık bulunması, mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına karar verilmiş olması, mahkemece tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması olarak düzenlendi.

 

– Kanunun 40. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İhtiyati tedbir kararı” başlıklı 391. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 391 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) İhtiyati tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf da kanun yoluna başvurabilir. Bu başvurular öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.””

Yapılan düzenleme ile ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilecek ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilecek. Yüzüne karşı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf da kanun yoluna başvurabilecek. Bununla birlikte, bu başvurular öncelikle incelenecek ve kesin karara bağlanacak.

 

– Kanunun 41. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İhtiyati tedbir kararının uygulanması” başlıklı 393. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 393 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “verildiği tarihten” ibaresi “bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden” şeklinde değiştirilmiştir.”

Eski düzenlemede öngörülen kararın verildiği tarihten itibaren 1 haftalık süre içerisinde talep edilmesi değiştirilerek işbu sürenin tedbir isteyen tarafa kararın tebliğ veya tefhiminden itibaren başlayacağı hüküm altına alındı.

 

– Kanunun 42. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz” başlıklı 394. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 394 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir.””

Yapılan düzenlemeye göre ihtiyati tedbir kararına karşı yapılacak olan itirazların esas davaya bakmakta olan mahkemeye yapılacağı belirlendi.

 

– Kanunun 43. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tedbire muhalefetin cezası” başlıklı 398. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

 “6100 sayılı Kanunun 398 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 398 – (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet edilmesi üzerine, altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esas hakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir.

(2) Şikâyet olunana, şikâyet dilekçesi ile birlikte duruşma gün ve saatini bildiren davetiye gönderilir. Davetiyede, savunma ve delillerini duruşma gününe kadar bildirmesi ve duruşmaya gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam olunarak karar verileceği ihtar edilir.

(3) Mahkeme duruşmaya gelen şikâyet olunana, 5271 sayılı Kanunun 147 nci maddesinde belirtilen haklarını hatırlatarak savunmasını alır.

(4) Mahkeme, dosyadaki delilleri değerlendirerek gerekli araştırmayı yapar. Yargılama sonunda şikâyet olunanın ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymadığı veya tedbir kararına aykırı davrandığı tespit edilirse, birinci fıkra uyarınca disiplin hapsi ile cezalandırılmasına; aksi takdirde şikâyetin reddine karar verilir.

(5) Taraflar, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde karara itiraz edebilir. İtirazı, o yerde hükmü veren mahkemenin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisinden sonra gelen daire; son numaralı daire için bir numaralı daire; o yerde hükmü veren mahkemenin tek dairesi bulunması hâlinde en yakın yerdeki aynı düzey ve sıfattaki mahkeme inceler.

(6) İtiraz merci, bir hafta içinde kararını verir. Merci, itirazı yerinde görürse işin esası hakkında karar verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.

(7) Bu madde uyarınca verilen disiplin hapsi kararları kesinleşmeden infaz edilemez. Kesinleşen kararların infazı Cumhuriyet başsavcılığınca yapılır.

(8) Tedbir kararına aykırı davranışın sona ermesi veya tedbir kararının gereğinin yerine getirilmesi ya da şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde, dava ve bütün sonuçlarıyla beraber ceza düşer.

(9) Disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez.””

Yapılan düzenleme ile Anayasa Mahkemesi’nin konuya ilişkin iptal kararları doğrultusunda ihtiyati tedbire muhalefetin düzenlendiği işbu maddede değişikliğe gidildi. Buna göre; ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayet edilmesi üzerine altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılacak; yargılama sonunda şikayet olunanın ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymadığı veya tedbir kararına aykırı davrandığı tespit edilirse disiplin hapsi ile cezalandırılacak, aksi takdirde şikayetin reddine karar verilecek. Taraflar, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde karara itiraz edebilecek. Disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemeyecek.

 

– Kanunun 44. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Delil tespiti talebi ve karar” başlıklı 402. maddesinde değişikliğe gidildi. Değişiklik metni şu şekilde:

“6100 sayılı Kanunun 402 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(4) Tespitin yapılmasından sonra, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece karşı tarafa resen tebliğ olunur.””

Yapılan düzenleme ile tespitin yapılmasından sonra tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece karşı tarafa re’sen tebliğ olunacak. Söz konusu değişiklik ile delil tespitinde karşı tarafın kısa süre içerisinde bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır.

 

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda Yapılan Önemli Değişiklik:

Kanunun 58. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun 402. maddesinde değişikliğe gidildi. Yapılan değişiklikle, ticari davalarda uygulanan basit yargılama usulüne ilişkin parasal sınır 100.000-TL’den 500.000-TL’ye çıkarıldı.

 

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da Yapılan Önemli Değişiklik:

Kanunun 59. ve 60. maddeleri ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a 73. maddeden sonra gelmek üzere 73/A maddesi ile geçici bir madde eklendi.

Buna göre yapılan bu değişiklik ile Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamındaki davalara da dava şartı olarak arabuluculuk kurumu getirildi. Tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğun istisnaları şunlar;

-Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar,

-Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar,

-Tüketicileri ilgilendiren ve TKHK’ye aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hallerde, bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Ticaret Bakanlığı tarafından açılacak davalar,

-Üretimin veya satışın durdurulması ve malın toplatılması amacıyla Ticaret Bakanlığı, tüketiciler veya tüketici örgütleri tarafından açılacak davalar,

-Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar.

07/06/2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinin 11. fıkrasında yer alan geçerli mazeret göstermeksizin arabuluculuk görüşmelerine katılmayan tarafın lehine hüküm kurulsa dahi yargılama masraflarından sorumlu olacağına dair hüküm, tüketici aleyhine uygulanmayacak.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları halinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücretinin en fazla iki saatlik ücretine ilişkin tutarı, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.

 

Düzenlemenin tamamına şu link’ten ulaşılabilir: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/07/20200728-14.htm

İlgili Yazılar

30

Nis
İcra ve İflas Hukuku, Ticaret Hukuku

Çeklerin İbraz Süreleri ve Kambiyo Takipleri Hakkında Geçici Düzenleme Yapıldı

7318 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 30 Nisan 2021 tarihli ve 31470 sayılı Resmi Gazete’de yayınlandı. Kanunun 15. maddesi ile 25.03.2020 tarihli ve 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a Geçici Madde 3 eklenmiştir. Covid-19 pandemisi nedeniyle uygulanan kısıtlamalar hak kayıplarının önlenmesi için düzenlenen geçici maddenin detayları ise şu şekilde: İbraz […]

25

Nis
Medeni Usul Hukuku, Tebligat Hukuku

YİBBGK, Mernis Adresine Doğrudan Tebligat Çıkartılmasının Yeterli Olduğuna Karar Verdi

20 Nisan 2021 tarihli ve 31460 sayılı Resmi Gazete’de 2019/2 Esas, 2020/3 Karar ve 20.11.2020 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu yayınlandı. Muhatabın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim  teri adresinin bu adresten farklı olması halinde; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine “Mernis adresi” şerhi verilerek Tebligat Kanunu’nun 21/2.[…]